Betûl Mardin: “Okumak yetmez, bilmeyi öğrenin!”

Betûl Hocam, herkesin tanıdığı, Türkiye’ye Halkla İlişkiler mesleğini kazandırmış ve mesleğin imajını yukarıya taşımış bir duayensiniz. Aradan geçen yıllara ve dönemlere dönüp baktığınızda Halkla İlişkiler mesleğini geçmişten bugüne nasıl tanımlıyorsunuz?
Halkla İlişkiler şirketlerin çok önem göstermesi gereken bir meslek… Bir banka düşünelim. Bir banka ne ile geçinir? Müşterilerden para alır, onu kasaya aktarır, onları işletir… Peki nasıl tanınması gerekir? Güvenilir, çalışkan, kıymetli insanları tanıyan, hürmet uyandıran bir isim olmalı… Hadi bakalım! Çok çalışacak… Programlar, planlar yapacak ve o planların içerisinde yürüyecek. Eğer bir konuda hata işliyorsa o durumu derhal düzeltecek. Bir bankacının hata işleme lüksü yok. Bir bakanın da hata işleme lüksü yok. Esasen bir insanın hayatında hata işlemesi kabul edilemez! Hata işlersin ve bundan ders alırsın, düzeltirsin. İşte biz bunları anlatmaya çalışan bir mesleğiz. Çok zor bir mesleğiz… “Yürü, doğru yürü, yapma onu, sakın ha!” Hep bu haldesin tıpkı dadı gibi… Mürebbiye. Biz iş insanlarının mürebbiyeleriyiz; “onu öyle yapma onu böyle yap” deriz. Tabii bunları söyleyebilmek için senin de saygın biri olman gerekir, senin de doğru bir insan olman gerekir. Sen eğer hata işliyorsan bir iş insanı sana neden inansın? Dolayısıyla bizim mesleğimiz çok önemli bu bakımdan… Doğru ve dürüst olacaksın, çalışkan olacaksın, her konuyla ilgileneceksin, hep dikkat kesileceksin etrafta neler oluyor neler bitiyor diye… Ve sonucunda nasihat vereceksin. Bu yüzden nasihatinin dinlenebilmesi için senin önemli biri olman lazım. Çok zor bir meslek halkla ilişkiler ama başarırsan da gece çok güzel uyuyorsun. Ben mutlu bir insanım, mesleğimi yaptım, ileriye götürdüm, ödüller aldım ama buna karşılık olarak hiç hata işlememek için münzevi bir hayat yaşıyorum…  İyi günler dilerim yavrum, sen de gir bu mesleğe! Gör gününü…
Önce Tercüman Gazetesi sonra uzun yıllar TRT ve sonunda Beşeri Münasebetler… İletişim ve Halkla İlişkiler anlamında eğitim almamış olmanıza rağmen o yıllar için çok önemli kurumlarda görev aldınız. Bu süreçler nasıl gelişti?
Birçok gazetede çalıştım önce Tercüman sonra Hürriyet, Milliyet ve birçok gazetede çalıştım çünkü çok iyi İngilizce ve Fransızca biliyordum ve dolayısıyla magazin tarafında benimle çok rahat ediyorlardı. Zira hemen tercüme edebiliyordum bu yüzden benden çok memnundular… Sonrasında ben Halkla İlişkiler mesleğini öğrendim, bayıldım… İngiltere’de mesleği öğrendim ve orada daha iyi anladım nasıl yapıldığını ve uyguladım. Buradayım, oradayım derken IPRA Dünya Başkanı oldum, müthiş bir şeydi. Afrika’ya gittim, Avrupa’ya gittim, Avustralya’ya gittim başkan olarak. Sonrasında buraya döndüm şirketler kurdum, çalışmaya sürdürdüm.
Beşeri Münasebetler’e gelecek olursak büyük oranda Akbank’ın dönem yöneticisi Ahmet Dallı’nın etkisi ile mesleğe başladınız. Meslekteki bu ilk deneyiminizden bahseder misiniz?
İlk müşterim Akbank idi ve mesleğe Akbank ile başladığımı söyleyebilirim. Evvela Akbank’ın tüm dışa dönük ilişkilerini gözden geçirdim. Anadolu’da birçok şehre gittim Akbank’ın şubesinin olduğu her şehre gittim ve orada çalışanlar ile görüştüm, dertlerini dinledim o dönem bu görüşmeleri Ahmet Dallı’ya iletmekle görevliydim. Bu şekilde yıllarca çalıştık…
Bugün bile birçok ajans için çok büyük sayılabilecek markaların Halkla İlişkiler danışmanlığını yönettiniz. Akbank, Hilton, Turcas Petrolleri ve nicesi… Belki bu markaların günümüzdeki imajlarının sağlanmasındaki en önemli çarklardan birisiniz. O dönem bu markalarla Halkla İlişkiler henüz emekliyorken nasıl anlaşıyordunuz? Nasıl bir çalışma prensibiniz oluşuyordu?
Bu saymış olduğun şirketler halkla ilişkilerin ne olduğunu bilen şirketlerdi. Mesele ne biliyor musun, oradaki yetkili ile sendeki çalışanın iyi bir ilişki kurabilmesi… Çünkü marka anlatacak, ajans anlayacak. Bazen halkla ilişkiler uzmanı anlamıyor… Hemen değiştireceksin. Olumsuz bir durum olduğu zaman hemen değiştireceksin çalışanını çünkü o illa ki bir olumsuzluk hissediyordur. Halkla İlişkiler Uzmanının biraz daha yumuşak olması lazım yanındaki çalışanlarına… Çünkü herkes herkesle anlaşamaz. Ben seninle anlaşabilirim ama bir başkası ile anlaşamayabilirim. Halkla İlişkiler Uzmanının bu gibi durumları iyi yönetmesi, görebilmesi, politika üretmesi gerekir. Halkla İlişkiler Uzmanının çok iyi siyaset yapması lazım nerede gülümseyecek, nerede gülümsemeyecek, nerede bağıracak bilmesi gerekir. Fakat en önemli kısım halk ile ilişki kurması lazım… İlişki kurmazsam neye yarar?
Ve bir markanda falso gördüğün zaman derhal çalışmayı bırakacaksın! Herkes parayı düşünüyor ama değil her şey para… Düşün biriyle çalışıyorsun ve resmen dolandırıcılık yaptığını görüyorsun… O adamla çalışamam, derhal iş ilişkimi keserim. Çünkü o zaman kurtulamıyorsun o günahtan… “Kim Betûl Hanım mı? Şunlarla çalışmıştı o…” böyle yapışır üzerine. Bu çok tehlikeli bir durum, çok dikkat etmek lazım.
Türkiye’nin ilk Halkla İlişkiler çalışmalarının örnekleri ile birlikte ilk Halkla İlişkiler Ajansı’nın da kurucu ortağısınız. Mesleğimizin bir başka ustası Prof. Dr. Alaeddin Asna ile A&B İletişim’i kurdunuz. Alaeddin hocamız ile nasıl tanıştınız? Bu ortaklık nasıl oluştu?
O zamanlar Alaeddin ile konuştuk, görüştük yine seninle bu oturduğumuz masada… Görüştükten sonra o birkaç müşteri ile ben birkaç müşteri ile anlaştım. Alaeddin fazla dil bilmezdi benim dil bilgimden ötürü oteller ile anlaşır, çalışırdık. Alaeddin çok iyi yazı yazardı ve onunla çok iyi bir ahbaplık ettik iş anlamında birbirimizi çok iyi tamamlıyorduk. Ortaklığımız da 8 sene kadar sürdü. İyi çalışıyorduk.
Ahmet Dallı, Hamit Belli, Asil Nadir gibi çok önemli iş insanları ile birebir çalışma fırsatı buldunuz. Bu isimlerden bahsedecek olursanız eski yıllarda yöneticiler daha mı vizyon sahibi idi? O dönemin yönetim anlayışı Halkla İlişkiler’e nasıl yaklaşıyordu?
Şimdiki yöneticiler halkla ilişkileri daha geniş kapsamlı kullanıyor. Genel Müdür gelip “Şu adamla yemek yiyeceğim onunla ahbaplık et.” demiyor. Daha kolay gelişiyor ilişkiler… Halbuki insanlarla yakınlaşmaları çok mühim. Ben bir şirketin yöneticisi olsam çalışanlarımla daha yakın münasebetlere girerim. Bakarsın bir tanesinin akrabası senin çok istediğin bir adamdır ama bilemezsin… Uzaktan peynir koklamak yok, yakından koklayacaksın. İş insanının yanındakilerle daha yakın olması lazım. Şimdilerde herkes ayrı odalarda… Birbirlerinden çok uzaklar. Çalışanlarınla yakın olacaksın; bir bakıyorsun bir önemli olayda birinin tanıdığı çıkıyor… İnsanlarla yakın olacaksın!
Halkla İlişkiler mesleğinin meslek örgütlenmesi anlamında da ciddi çalışmalar da yer almış bir isimsiniz. TÜHİD’in kurulum ve gelişim aşamasında yer aldınız ve bir dönem başkan olarak görev aldınız. Ayrıca IPRA’nın da 1995 yılında Dünya Başkanı oldunuz. Bu meslek örgütlerinin önemi hakkında fikirleriniz nelerdir ve bu örgütlerin mesleğe nasıl katkılar sağlaması gerekir?
Halkla İlişkiler çok önemli bir meslek bunu tüm dünya kabul ediyor Türkiye ise yeni yeni kabul etmeye başladı. Doğru yoldayız, doğru yolda giderken de yetiştirmeye çok önem vermeliyiz. Ders olarak ne okutuluyor? Neler yapılıyor? Bunları kontrol etmeleri, çok sık buluşmaları lazım. Türkiye’nin tanıtımı çok önemli ve bu yalnızca Türkler için değil Araplar için, İngilizler ve diğer milletler için önemli… Yalnızca Müslümanlar için değil dışarıdaki toplumlar için de önemli. Bunun bilincinde olarak hareket etmeleri lazım.
Geçtiğimiz aylarda düzenlenen 18. Altın Pusula Ödül Töreni’nde yaptığınız konuşmada “Türkiye’yi tüm dünyaya tanıtın, Türkiye gibi bir ülke yok, kıymetini bilin ve tüm dünyada imajını güçlendirin!” sözleriniz özellikle Halkla İlişkiler alanında çalışan bireyler arasında oldukça etki bıraktı. Sizin bu konudaki olumlu inadınız ve görüşünüz nedir? Türkiye’nin tanıtılmasına verdiğiniz değeri gençler nasıl uygulamaya geçirmeli ve Türkiye’yi dünyaya tanıtmalı?
Öncelikle Türkiye’nin birkaç olayda üstünlüğünün gösterilmesi gerek. Spor gibi, sanat gibi, kültür gibi konuların temsilcileri, başkanları bir araya getirilmeli ve bir program hazırlanarak Türkiye’nin nasıl tanıtılacağı görüşülmeli ve uygulanmalıdır. Hepsi bu, Türkiye uçar. Maalesef yapmıyoruz. Türkiye’de ne var çok önemli olup dışarı ilgi çekecek konular? Turizm diyelim… Hiçbir şey yapmıyoruz. Bizim yemeklerimiz de farklıdır ve kebabımızı bile tanıtmıyoruz kebabı Arapların sanıyorlar halbuki kebap bize ait. Her şeyin tarihini önemseyip tanıtmamız gerekiyor. Türkiye’nin tanıtımı bu şekilde yapılır.
Değerli Dostum kitabınızın başında yer alan “Ormanda öten kuşu kimse duymamışsa o kuş ötmemiş sayılır.” Sözünüzü mesleğimizin tanımlanmasında çok edebi bir şekilde ilişkilendirebiliriz. Bu sözünüzü mesleğimizle örtüşecek şekilde nasıl açıklarsınız?
Mesleğinde dediklerini duyuramıyorsan konuşmamış sayılıyorsun… Bitti. Konuştuğun zaman amacın varsa konuştuğunu o amaca göre aktarman gerek. Diyelim ki bir kişiye aşık oldun. Bunu açıklamak istiyorsun, bunu erkek arkadaşına açıklarsan anlamı var mı? Bunu ailene yahut aşık olduğun kişinin ailesine aktarırsan sesini duyurmuş olursun… Amacı olmalı söylediklerinin, amaçsız konuşmanın hiçbir anlamı yok. Konuştuğun zaman amacın olacak ve bunu doğru kitleye ileteceksin.
91 yıllık yaşamınıza ve uzun yıllar sürdürdüğünüz aktif meslek yaşamınıza geriye dönüp baktığınızda meslektaşlarınıza ve genç iletişimcilere ne söylemek ister, hangi öneride bulunursunuz?
Bizim meslek olarak en büyük amacımız bir olayı bir sorunu çözmek, çözebilmek. Bir kurumu, kişiyi ön plana çıkarmak ya da birine “sus.” demek. Meslektaşlarıma ve genç iletişimcilere önerilerim çok çalışmaları ve bir amaç uğrunda çalışmaları… Her şeyden haberlerinin olması ve değerlendirme yapabilmeleri… Biz burada oturuyoruz Karadeniz’de bir liman açıldı, bu bizim için önemli olmayabilir ama eğer Karadeniz’de yaşıyorsan bu senin için çok önemlidir, komşu isen çok önemlidir, oraya gidecek biri için çok önemlidir. Şu an bana deseler ki “New York’ta bir yangın çıkmış.” Durup “Vah, vah, vah…” derim ama İstanbul’da Fatih’te derlerse çılgına dönerim. Bilmek çok önemli… Okumak yetmez, bilmeyi öğrenmelerini öneririm.
-Mayıs 2019, Teşvikiye Palas

1 yorum
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Yazılar